Bahçeli, Ahilik sisteminin 13. yüzyıldan itibaren Anadolu’nun ruhunu dokuyan, Türk-İslam evren tasavvurunu mesleki ve etik ilkelerle mühürleyen muazzam bir medeniyet projesi olduğunu belirtti.
Ahiliğin, Asya’dan Anadolu’ya akın eden insanların bu topraklara kök salmasını sağlayan, kentleşmeyi ve mesleki uzmanlaşmayı vicdan ve ahlakla buluşturan özgün bir sosyo-ekonomik model olduğunu kaydeden Bahçeli, Ahi Evran’ın öncülüğünde kurumsallaşan bu yapının, Bizans loncalarının patron odaklı ve katı hiyerarşik anlayışına adeta tarihi bir yanıt verdiğini ifade etti.
Ahilik sisteminde eğitim yaşam boyu süren bir olgunlaşma yolculuğu
Ahilik sisteminde eğitimin sadece tezgah başında bitmediğini, yaşam boyu süren bir olgunlaşma yolculuğu olduğunu vurgulayan Bahçeli, açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi:
“Ahlak ve Liyakatle Şekillenen Mesleki Hiyerarşi: Yamaklıktan ustalığa giden yolda, örneğin 1001 günlük o çetin çıraklık sürecinde sadece bilek gücü değil, karakter sınanır. Yeterliliğini ve ahlakını ispatlayan yiğitler, şed kuşanma törenleriyle makam bulur.
Gündüz Zanaat, Gece Hikmet: Ahiler gündüz iş yerlerinde ‘yaparak öğrenme’ prensibiyle eğitilirken, akşamları zaviye ve yaren odalarında ilimle, edebiyatla, sanatla yoğrulmuştur.
Gelecek Kaygısına Karşı Orta Sandığı: Ustalık payesine erişene esnafın ortak birikimi olan ‘orta sandığı’ vasıtasıyla sermaye aktarılır, dükkan açma imkanı verilerek istihdam güvencesi altına alınırdı.”
“Ahiliğin bıraktığı mirası sadece tarih sayfalarına gömemeyiz”
Bahçeli, Ahiliğin günümüzdeki yönetim ve iş dünyası anlayışlarıyla bağlantısına da değinerek şu ifadeleri kullandı:
“Bugün modern yönetim biliminin ‘yeni’ diye önümüze koyduğu kavramlar gerçekten yeni midir? Bizim bugün ISO 9001 veya TSE standartları dediğimiz Kalite Yönetimi’nin ilk yazılı tohumları, 16. yüzyılın başındaki Bursa, İzmir ve Edirne İhtisab Kanunnameleri ile bu topraklarda atılmadı mı?
Hatalı üretim yapanın ‘pabucunu dama atan’ o tavizsiz kalite anlayışı değil miydi? Bugün pazarlamada ‘dış müşteri memnuniyeti’ dediğimiz şey, Ahinin müşteriyi ‘velinimet’ sayan o derin saygısı değil midir?
Usta ve kalfanın çırağa rehberlik etmesi, modern yönetim literatüründeki Mentorluk kuramının ta kendisi değil midir? Aynı zanaat kolunun aynı çarşıda toplanmasıyla sağlanan oto-kontrol ve adil fiyatlandırma, günümüzün kümelenme ve modern AVM modellerinin erken bir işareti değil midir?”
Bahçeli, bu yapının Sanayi Devrimi’nin ucuz seri üretimi, 1838 Baltalimanı gibi kapitülasyon antlaşmaları ve zamanla yaşanan içsel problemler karşısında kan kaybettiğini belirtti.
Bahçeli, Ahiliğin mirasının yalnızca tarih sayfalarında bırakılmaması gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti:
“Fakat Ahiliğin bıraktığı mirası sadece tarih sayfalarına gömemeyiz. Ahilik, sadece metai değer veya sermaye birikimi üreten değil, insanı ve ahlakı merkeze koyan bütüncül bir dünya görüşüdür.
Günümüz iş dünyasının boğuştuğu etik krizlere, kalite sorunlarına ve tüketici ihlallerine karşı Ahilik, tarihten yükselen en güçlü, en işlevsel rehberdir. Sadece geçmişi yad etmekle kalmamalı, Ahiliğin insan merkezli değerlerini modern yönetim ilkeleriyle yeniden sentezleyerek geleceğin çalışma hayatını inşa etmeliyiz.”
Ahilik kültürünün temel değerlerinin gelecek nesillere aktarılması temennisinde bulunan Bahçeli, tüm esnaf ve sanatkarların Ahilik Haftası’nı kutladı.