Koca koca adamlar oturmuş, Halit Doğan’ın Atakum’a yardım etmesine yönelik yazdığım yazıdan dolayı talimat almışlar; alelacele bir uydurma program yaparak beni oğlum üzerinden vurmaya çalışmışlar.
Masum evladımı yayında 5 dakika konu eden ahlak yoksunları, edepsizler! Konunun muhatapları iyi dinleyin!
Aylarca Şehir Hastanesi’ne yönelik asılsız iddialarda bulunan, çözüm sürecinde haberler yaparak süreci baltalamaya çalışan; Atakum Belediyesi üzerinden “İller Bankası’ndan ödenek gelmiyor” diyerek köşe yazıları kaleme alıp Cumhurbaşkanımıza yönelik ağır ithamlarda bulunan bu zatın yanına, dün koşa koşa AK Parti İl Başkanlığı’nda basından sorumlu olarak görev yapan reklamcı kişi gitmiş.
Sözde Halit Doğan’dan bilgi almışlar ve bu soytarıya benimle ilgili bilgiler vermişler, yayında konuşsun diye.
FETÖ bulamamışlar, hiçbir ihanet şebekesi ile ilgili bir oluşumun içinde olduğumu bulamamışlar, ihanet bulamamışlar, hırsızlık ve yolsuzluk bulamamışlar, arsızlık bulamamışlar, ilişki bulamamışlar, arkadaşımın karısını ayartıp ona Ankara’da ev açtığımı bulamamışlar, seçimlerde para çaldığımı, adayın parasını alıp medyaya eksik dağıtıp getirisini cebe attığımı bulamamışlar, belediyelere milyonluk faturalar kestiğimi bulamamışlar, işe alacağım diye milletin karısına kızına namusuna sarkıntılık yaptığımı bulamamışlar, elimde kaset ve resimle şantaj yaptığımı bulamamışlar…
Bulamamışlar da bulamamışlar.
Allah’a hamd olsun, bulamazlar da…
Neymiş?
Ben oğlumu Halit Doğan’a götürmüşüm de iş istemişim, iş vermeyince aleyhinde yazmışım, seçimlerde para almışım. Benim resmî bir dayanağım yokmuş ve benzeri iddialar…
Ahlaksız adam, iyi dinle!
Siz çocuğumu ağzınıza alırken utanmadınız, ben utanarak evladımla ilgili durumu size gururla anlatayım:
Oğlum, rahmetli Mustafa Demir döneminde; ahlaklı, namuslu ve efendi bir genç olduğu, ayrıca hem AK Parti İl Gençlik Kolları’nda hem de üniversite oluşumu UNİAK’ta aktif olarak görev yaptığı için genel merkez tarafından bir resmî proje kapsamında gençlik lideri olarak Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görevlendirildi.
Ayda bir hafta sonu görev yapıyor, çocuklara Samsun’u tanıtıyordu.
Halit Doğan göreve geldiğinde ise oğlum, kendi istikbali ve geleceği için eğitimine devam etmek amacıyla bu görevden zaten çoktan ayrılmıştı.
Evet, Halit Doğan’a bir ziyaretimiz oldu. Oğlumun ısrarıyla, “Abisidir, akıl versin” diye!
Bunu çok büyük bir delil ve ayıpmış gibi ifşa etmiş gösteren abisine de geleceğim daha sonra!
“Faturası bile yok” diye yalan ve iftira atan zavallı.
Evet, fiilî faturam yok; e-fatura ve e-imza kullanıyoruz!
Said Çetintaş; beş resmî çalışanı bulunan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlı, basın ilana kayıtlı, bünyesinde dergi, gazete, televizyon ve internet haber sitesi bulunan resmî bir medya grubunun sahibidir.
Ayrıca, Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile tam teşekküllü kurulan bir medya birliğinin kurucu ve resmî olarak atanan Genel Başkan Yardımcısıyım. 81 il, 26 ülkede hizmet veren Birlik Haber Ajansı BHA’nın bölge müdürüyüm.
Bana güçleri yetmeyince çocuğumu ağızlarına alan hadsizler!
Siz bu sektörde hayır, hasenat mı yapıyorsunuz, bedava mı hizmet veriyorsunuz?
“Seçim sürecinde İmran Hanım’ın resmini dergiye neden koymuşum, haberini niye yaptın?” diyorsunuz…
Hayırdır?
Her şeyi dizayn ettiğiniz 15 Temmuz öncesine mi döndünüz?
Siz misiniz, üç beş çapulcu mu, bu milletin rızkını belirleyen? Kimsiniz oğlum, kimsiniz siz?
Ahlaksızlar!
Siz yaptığınız işlerin karşılığını fazlasıyla alırken; ben, herkesin resmî olarak hak ettiği ücretin bir fazlasını bile almadan seçim çalışmalarını yürüttüm…
“15 Temmuz’da gazete çıkarıp para kazanmışsın” diye iftira atmışsın.
Hem dijital hem de basılı olarak yayımladığım özel gazeteden senin gibi 100 adet bastırıp zorla abone yaptığın 50 yere bırakmadık.
5 bin adet bastırdım.
Kalan masrafların büyük kısmını da cebimden karşıladım.
Bunların tamamını yalnızca millete hizmet etmek amacıyla yaptım.
Gazetenin sana resmini getirmişler, aslını getirselerdi de okusaydın; konuşurken utanırdın, tabii birazcık utanman varsa.
Basın ilan aracılığı ile aldığım resmî ve komik rakamları, insanlıktan nasibini almamış kişilerin o şahsa sanki ortada büyük bir belge varmış gibi anlatması kadar da ayrıca aşağılık bir dil ve edepsizlik olamaz.
Benim resmî kurumlara giderek şantaj ve tehditle para istediğimi de ifade etmişsin.
İspatlamayan şerefsizdir.
Kişi kendinden bilir işi.
Ulan hadsizler!
Ulan aşağılık herifler!
Sizin kurduğunuz düzende, FETÖ vari yöntemlerle namuslu insanları sindiremezsiniz.
Unutmayın!
Biz namuslu ADAMLARIZ.
Namusumuzu da üç beş çiyana yedirmeyiz.

