BİR YAVRU GÜVERCİN SEVDASI GENEL
Paylaş

BİR YAVRU GÜVERCİN SEVDASI

Soğuk mozaik betonun üzerinde çırpınıyordu

Soğuk mozaik betonun üzerinde çırpınıyordu. Kendisini koruyacak kadar değildi, merdiven sahanlığının dip köşesine sokulmuş, çaresiz bir şekilde çırpınıyordu. Sarı sarı yavru tüyleri henüz üzerinde idi. Ne uçacak kadar kanatları vardı, ne koruyacak bir annesi. Bu yuvasından düşmüş çaresiz bir güvercin yavrusu idi.


Kuş gribi vakalarının zirvede yaşandığı, kanatlı kümes hayvanlarının itlaf edildiği senelerden bir seneye ait bir günün akşamı idi. Mesaim bitmiş, sendikaya uğrayıp oradan eve geçecektim. Samsun Fuarının tam karşısına, Polis Evinin yanında idi o zaman Memur Sen’imizin binası. Merdivenleri çıkarken ikinci katın merdiven sahanlığında gördüm yavru güvercini. Tüyleri henüz tam oluşmamış olduğu için akşamın serinliği ile üşüdüğünü de hissediyordum. Binanın havalandırma boşluğunu bir yerlerine annesi yuva kurmuş besbelli. Bu yavrucak da biraz palazlanmaya balayınca yuvaya sığamamış. Havalandırmadan merdiven boşluğuna düşmüş. Kuş gribi çekincesi ile bir an dokunmak istemedim. Sonra “suphanallah” dedim. Aldım yavruyu..
Sendikamızın güzel adamı Hasan Abi’nin(Hasan GENÇBAY) yanına çıktım. Bir karton kutu istedim. Sendikada bir köşede durur. Günlük yiyeceği-suyu verilir, uçacak kadar olunca salınır. Sonra o yolunu bulur diye düşündüm. Hasan Abi’ye böyle bir düşüncem var. Burada kalsa günlük bir iki kez su ve yiyecek verilirse bir aya kalmaz uçacak hale gelir dedim. Aman dedi Hasan Abi; Burada kokar olmaz. Hem bırak dedi ne kedilerin rızkını alıyorsun? Gülerek. Doğanın dengesini bozma diye de ekledi. Latife ettiğini biliyordum da sendikada kalamayacağını da anladım yavru güvercinin.


Kutusu ile birlikte eve getirdim. Çocuklar ve eşim çok sevdiler ama kararımız gereği elimizi sürmeyecektik. Sadece yemini suyunu verecek, uçacak kadar olunca da salacaktık. Daha büyük bir karton kutu ayarladık balkonumuza koyduk. Tabi üşümesin diye içini yumuşak ve sıcak tutacak bezlerle destekledik. Su kabı ve yem kabı da koyduk. Eşim onunla ilgilenmeye başladı. Ama aldığımız karara hepimiz uyduk elimizi de sürmedik. Hem insana alışmasın istiyorduk.
Bir ay kadar sonra eve geldiğim zaman eşim hüzünlü bir sesle:
-Yavru gitti dedi… Uçabilmişti demek ki ne güzeldi ama çocuklarda eşim de üzülmüştü. İnsan hemen bir gönül bağı kuruveriyor böyle zamanlarda. Biraz üzerinde konuştuk. Ne güzel mübarek bir iş yapmıştık.


Bir iki hafta sonra güvercin geri gelmişti. Eşim anlatıyordu:
Balkonda ses duydum balkona çıktım, bana bakıyordu dedi. Bakım inceledim bizim yavru güvercin olduğunu anladım. Unutmamıştı geri döndü diye sevindim. Hemen yem atayım istedim ama uçtu gitti dedi.


-Teşekkür için gelmiştir dedim. Birçok insanda olmayan bir vefa duygusu ile balkonumuza gelen güvercinimiz bizi mutlu etmişti. Sanırım bir iki gün sonrası idi. Eşim dedi ki:
-Bil bakalım ne oldu?
-Bilemedim? Dedim. Nedir?
-Güvercin bugün gene geri geldi.
-Ne kadar güzel dedim bak ya şuna kendini unutturmuyor demek ki buralarda…..
-Öyle değil yanında eşi de vardı…
-Anlamadım?
-Eşi de vardı bu kez iki tane geldiler. Balkonda durdular. Uçup uçup geri geldiler. Sonra ikisi de uçup gittiler dedi. Bu güzel hal karşısında gözleri kızarmıştı. Duygusal kadın ağlamıştı.


Sonra ki zamanlardan bir gün evimizin çatısında güvercinler gördüm. Çatının altında yuva yapmışlar. Eşime dedim ki:
-Evin çatısında güvercinler var. Güvercinler her eve yuva yapmazlar. Bizim evi sevmişler ne güzel dedim. Berekettir. Çatıyı kirletirler ama iki güvercin ne kadar kirletecek ki? Eşim gözlerini büyüterek baktı ve
-O güvercinler bizim güvercinler dedi. Eşini de aldı geldi bizi terk etmedi. Tam olarak içinde bulunduğum hal. Dumur idi.
Yıllardır oradalar. Çoğalıyorlar bir kısmı başka yerler gidiyor olmalı ki çok fazla değiller en son saydığım zaman 12 kadar idiler. Bu yazıyı sebep olan bir yavru güvercin sevdası ve yavru güvercin vefası oldu. Geçtiğimiz hafta içinde çatı katında pıtıl yapmak için sobayı yakıp oradan eşimle beraber pıtıl yaparken ( O pıtıl yaparken ben ders çalışıyordum benimkisi yarenlik) güvercinlerin gurul gurul seslerini duyunca. Birbirimize bakıp:

  • Bizim güvercinler dedik. Sonra da döküldü sözcükler:
    Bir yavru güvercin sevdası olsa idi yaşadığımız.
    Senelerce iyilik çatısının altında kalabilse idik.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.