Paylaş

25 Yıllık Bir Hizmet Hikâyesi: Eserlerle Yazılan Türkiye

Bazen bir ülkenin hikâyesini anlatmak için uzun cümlelere gerek yoktur. Yollara, köprülere, hastanelere, okullara, havalimanlarına, şehirlerin değişen siluetlerine bakmak yeterlidir. Çünkü bazı dönemler yalnızca takvim yapraklarında değil, milletin hayatında bıraktığı izlerle ölçülür. AK Parti’nin Türkiye siyasetindeki 25 yıllık yolculuğu da böyle bir hikâyenin adıdır. 2001 yılında başlayan bu yolculuk, yıllar içerisinde yalnızca siyasi bir hareketin değil, Türkiye’nin dönüşüm ve kalkınma irades...

Bazen bir ülkenin hikâyesini anlatmak için uzun cümlelere gerek yoktur. Yollara, köprülere, hastanelere, okullara, havalimanlarına, şehirlerin değişen siluetlerine bakmak yeterlidir. Çünkü bazı dönemler yalnızca takvim yapraklarında değil, milletin hayatında bıraktığı izlerle ölçülür.

AK Parti’nin Türkiye siyasetindeki 25 yıllık yolculuğu da böyle bir hikâyenin adıdır. 2001 yılında başlayan bu yolculuk, yıllar içerisinde yalnızca siyasi bir hareketin değil, Türkiye’nin dönüşüm ve kalkınma iradesinin de önemli bir parçası hâline gelmiştir.

Bu hikâyenin merkezinde, Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği vardır. Seveniyle, eleştireniyle, destekleyeniyle Türkiye’nin son çeyrek asrına damga vuran bir siyasi liderlikten söz ediyoruz. Erdoğan’ın en belirgin siyasi iddiası, Türkiye’nin kendi gücüne güvenmesi ve büyük hedefler ortaya koyabilmesiydi. “Yapılamaz” denilen pek çok işin yapılabileceğine dair güçlü bir irade ortaya konuldu.

Bugün geriye dönüp baktığımızda bunun izlerini ülkenin dört bir yanında görmek mümkün.

Bölünmüş yollar, otoyollar, tüneller, köprüler, hızlı tren hatları, şehir hastaneleri, üniversiteler, barajlar, enerji yatırımları, havalimanları ve dev altyapı projeleri… İstanbul Havalimanı’ndan Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne, Avrasya Tüneli’nden Marmaray’a kadar uzanan büyük projeler, Türkiye’nin ulaşım anlayışını ve şehirlerin birbirleriyle bağlantısını değiştirdi.

Ama bazı eserlerin anlamı yalnızca beton, çelik veya rakamlardan ibaret değildir.

Ayasofya bunun en güçlü örneklerinden biridir.

Yüzyıllar boyunca İstanbul’un hafızasında özel bir yere sahip olan Ayasofya’nın 2020 yılında yeniden cami olarak ibadete açılması, milyonlarca insan için yalnızca siyasi veya hukuki bir gelişme değil, derin tarihî ve manevi anlam taşıyan bir hadise oldu.

Ayasofya’nın kubbesi altında yeniden saf tutan insanların görüntüsü, Türkiye’nin tarihine ve kültürel hafızasına duyduğu bağlılığın güçlü bir sembolü olarak hafızalara kazındı. Bugün Ayasofya’da yükselen ezan sesi, bu toprakların asırlık hafızasıyla bugünün Türkiye’si arasında kurulan güçlü bir bağ olarak görülüyor.

Bu 25 yıllık hikâyede elbette yalnızca büyük projeler yok.

Bir çocuğun daha iyi bir okulda eğitim alması, bir hastanın modern bir hastanede tedavi görebilmesi, bir ailenin yeni bir yola kavuşması, bir şehrin hızlı trenle başka şehirlere bağlanması, bir gencin üniversiteye ulaşabilmesi de kalkınmanın parçalarıdır.

Çünkü yatırım yalnızca binaya değil, insana yapıldığında anlam kazanır.

Türkiye’nin son 25 yılda yaşadığı değişimi anlatırken elbette farklı görüşler, farklı değerlendirmeler ve eleştiriler olacaktır. Demokratik hayatın doğası da zaten budur. Ancak hangi siyasi görüşten olunursa olunsun, Türkiye’nin son çeyrek asırda geçirdiği büyük dönüşümü görmezden gelmek mümkün değildir.

Bugün geçmişe baktığımızda bir neslin gözleri önünde değişen bir Türkiye görüyoruz.

Daha büyük hedefler kuran, dünyanın dört bir yanında söz sahibi olmayı isteyen, kendi savunma sanayisini geliştiren, enerjiden ulaştırmaya kadar birçok alanda kapasitesini artıran ve “Türkiye Yüzyılı” hedefini ortaya koyan bir ülke…

Bu yolculuğun bütün başarıları tek bir kişiye ya da tek bir siyasi yapıya indirgenemeyecek kadar büyük ve çok katmanlıdır. Fakat AK Parti döneminin siyasi hikâyesinde Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği, kuşkusuz en belirleyici unsurlardan biri olmuştur.

25 yıl…

Çeyrek asır.

Bir siyasi hareket için uzun, bir milletin tarihi için ise yalnızca kısa bir bölüm.

Fakat bu kısa bölümün içine milyonlarca insanın hayatına dokunan sayısız eser, yatırım ve değişim sığdı.

Belki yıllar sonra bugünün tartışmaları unutulacak. Siyasi polemiklerin çoğu tarihin sayfalarında kalacak. Ancak yapılan yollar, yükselen köprüler, açılan hastaneler, öğrencilerin yürüdüğü okul koridorları ve Ayasofya’nın kubbesi altında yankılanan ezan, Türkiye’nin hafızasında yaşamaya devam edecek.

Çünkü siyaset geçicidir; eserler kalıcıdır.

AK Parti’nin 25. yılı vesilesiyle geriye bakarken asıl mesele de budur: Türkiye’nin nasıl bir ülkeden nasıl bir ülkeye dönüştüğünü görmek.

Bir çeyrek asrın ardından geriye yalnızca siyasi bir geçmiş değil, büyük bir eserler ve hizmetler manzumesi kalmıştır.

Ve bu hikâyenin en güçlü tarafı belki de şudur:

Türkiye artık geleceğe bakarken yalnızca hayal kuran değil, büyük hayallerinin peşinden gitme cesaretini de kendinde bulan bir ülkedir.

25 yılın ardından yeni bir dönem başlıyor.

Dileğimiz; Türkiye’nin daha güçlü, daha müreffeh, daha huzurlu ve daha büyük hedeflere yürüyen bir ülke olmasıdır.

Geçmişin eserlerinden güç alarak, geleceğin Türkiye’sini hep birlikte inşa etmek…

Çünkü bir milletin gerçek hikâyesi, yalnızca yaşadıklarıyla değil, gelecek nesillere bıraktıklarıyla yazılır.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.