SUÇ ve CEZA GENEL
Paylaş

SUÇ ve CEZA

Meşhur Kurtlar VadisiDizisinden bir sahne: Polat Alemdar hastanededir

Meşhur Kurtlar VadisiDizisinden bir sahne: Polat Alemdar hastanededir. Bir yakını vurulmuştur.Yaralı ameliyathaneye alınır. Polat Alemdar cebinden bir sigara çıkarır. Yakar.Güvenlik görelisi gelir:

-Abi sigara içmek yasak. Cezası var.  Polat Alemdar ağır abi hali ile:

-Ne kadar? Diye sorar. Güvenlik Görevlisi

-60 TL Abi. Polat Alemdar cebinden bir tomar para çıkarır, Güvenlik Görevlisine verir ve:

-10 tane daha içeceğim. Artanı da bahşiş olsun. Der.

Bu sahneyi izlediğim zaman ekonomik olarak yüksek meblağların ifade edildiği para cezalarının aslında ceza değil “zenginlere suç işleyebilme salahiyeti-özgürlüğü”  sağladığını. Cezaların artmasının ancak güçlükle geçim sağlayan insanların canının acıttığının mesajını verdiği için keyiflenmiş bir o kadar da kızmış idim. Evet cezalar suçları önlemek maksadı ile değil de ekonomiye gelir elde etmek mantığı ile uygulandığı sürece zengine özgürlük fakire isyan getirir ve bu sosyal adaleti de zedeler. Güven bunalımına yol açar. Genel olarak bu bunalımların sonunda halk sandıkta “ceza kesiverir”.

Mantıklı olan suç işlensin de ceza alalım değil suçu ortadankaldıralım olmalıdır. Bunun için de zengin ve fakir ayırt etmeden gerçektencaydırıcı önlemler almak şarttır.  Özellikletoplumsal kurallara uymak konusunda Avrupa Devletleri örnek olarak gösterilir.Hatta denir ki: Köpekleri bile kırmızı ışıkta geçmez. İşin trajik kısmıÜlkemizden Avrupa’da bulunanlar orada bu kanunlara harfiyen uyarlar amaTürkiye’ye geldikleri zaman “Trafik Canavarı” kesilirler. Özellikle Bayramgidiş ve dönüşlerinde kazaların artıyor olması tesadüf olamaz. Bunun nedenböyle olduğunu Almanya’da yaşan bir Türk iş adamı Mehmet Kocatürk’ün  dilinden paylaşalım istedim bugün….

-Almanya'da bir dost ziyaretinden dönüyorduk. Arabayı ben sürüyordum. Şehrin dışında tenha bir yoldan ilerliyordum. Trafik lambalarını gördüm. Yeşilden sarıya dönmüş yanıp sönüyordu. Bir hızla geçerim dedim. Gaza yüklendim fakat ben geçene kadar Işık kırmızıya dönmüş ve ben geçmiştim. Yapacak bir şey yoktu, olan olmuştu. Duramazdım, yola devam ettim. Gece yarısından sonraydı. Saat 2 gibiydi. Allah'tan, çevrede polis falan da yoktu.

Bu olayın üzerinden bir hafta kadar geçmişti. Bir mektup aldım; Karakola çağırıyorlardı. Gittim. Beni bir odaya aldılar. Görevli Polis çok nazikti.  “Hoş geldiniz Mehmet Bey” dedikten sonra bir resim uzattı:

-Bir konuda bilginize başvuracağız. Bu araba geçen hafta, pazar günü, saat 02.12’de kavşakta kırmızı ışıkta geçerken kameraya yakalanmış. Bakın bakalım, direksiyondaki kişiyi tanıyor musunuz?  Dedi. Resmi elime alır almaz bir refleks ile geri masaya bıraktım.

-Hayır,tanımıyorum dedim ama yüzümün kıpkırmızı olduğunu tahmin edersiniz. Görevli aynı nazik tavrı ile başka bir fotoğraf uzattı ve devam etti: -Mehmet Bey, Bu sizin fotoğrafınız, bunu yabancılar şubesinden bulduk. Biz, otomobildeki kişi ile bu fotoğraftaki kişinin aynı olduğunu düşünüyoruz? Ne dersiniz?  Cevap vermeden önce, isterseniz avukatınızla görüşünüz" dedi ve ekledi.: Eğer bu arabayı süren ben değilim derseniz, sizi mahkemeye vereceğiz. Mahkeme uzmanlara başvuracak.Eğer resimdeki kişi olduğunuz ispat edilirse para cezası alacaksınız. Bu ceza, eğer arabayı sürenin siz olduğunu kabul ederseniz vereceğiniz cezanın birkaç katı olacak. 

Bir de resmi makamları oyalamaktan dolay ayrı bir cezaya maruz kalacaksınız.Bütün bunları biliyordum fakat ilk kez karşılaşıyordum. Biraz korku ile :-Verin, bir daha bakayım fotoğrafa. dedim. Sonra da -Evet, bu arabadaki kişi benim dedim. Memnun oldu:-Doğru seçim yaptınız. Dedi. Ehliyetime el koydular. -Ne zaman alırım ehliyetimi geri? -Bizden haber bekleyiniz dedi ve yüzüme çok garip bir şeye bakar gibi bakarak:-Mehmet Bey, Gayet normal bir insana benziyorsunuz oysa neden kırmızı ışıkta geçtiniz bir türlü anlamadım. Dedi. Çıktım. Aradan bir hafta geçti. Kapıma bir ambulans geldi. Beni bir hastaneye götürdüler. . Gittim. Sıkı bir göz muayenesinden ve en sonuncusu psikiyatri kliniği olacak şekilde bir dizi klinik kontrollerinden geçtim. Psikiyatriden de çıkınca beni bir grup doktorun karsısına çıkardılar.

Her biri raporlarıma bakarak:-Mehmet Bey, Renk körü değilsiniz. Gözünüz gayet iyi, sinirleriniz çelik gibi sağlam. Algılarınız gayet açık. Hiçbir anormal durumunuz ve hastalığınız yok. Bunlara rağmen kırmızı ışık yandıktan 58 saniye sonra geçmişsiniz. Mehmet Bey bize gerçeği söyleyin lütfen: “Neden kırmızı ışıkta geçtiniz?” Diye sordular, şaşkınlıkla gene bana ilginç bir varlığa bakar gibi baktılar. Raporu verdiler ve oradan da çıktım. Hastane maceramızdan sonra sanırım 10 gün geçti. Bir mektupla karakola davet aldım. Gittim, sanırım artık ehliyetimi geri alacaktım. Ama düşündüğüm gibi olmadı. Dediler ki:-Sizi, trafiğe çıkaracağız.. Bana bir program verdiler. Bu, günde iki saatlik, dört günlük bir programdı. Ertesi sabah kapıma bir polis arabası geldi. Bir şoför bir sivil bir de resmi görevli vardı. -Arabaya bindik. Hareket ettik. İlk trafik ışıklarında durduk. Yanımdaki görevli: -Buna, Trafik Işığı denir. Kırmızıda durulur. Sarı ışık kırmızıya dönüşü gösteren uyarıdır. Anladınız değil mi Mehmet Bey, şimdi siz tekrarlar mısınız? dedi.Ben de tekrarladım -Evet, kırmızı da durulur. Sarı ışık, kırmızıya dönüşü gösteren uyarıdır. Işık yeşile döndüğünde kalktık. Görevli:-Yeşil ışıkta da kalkılır. Değil mi Mehmet Bey ?" dedi. Ben de tekrar ettim:-Evet, yeşil ışıkta kalkılır. Yolda bir süre sonra kırmızıya dönen bir ışığa rastladık. Bu kez arkadaki görevlilerden birisi, -Mehmet Bey, Buna Trafik Işığı denir. Kırmızıda durulur. Sarı Işık kırmızıya dönüşü gösterir. Anladınız değil mi?" dedi. Ben de tekrarladım:-Evet, kırmızıda durulur. Sarı ışık kırmızıya dönüşü gösteren uyarıdır. Bu sahneyi iki saat süresince her ışıkta tekrarladık.

O günden sonraki üç günde de, yine araba ve üç görevli ile birlikte şehri dolaştık. Her ışıkta ayni sahne usanılmadan tekrarlandı. Dördüncü günün sonunda beni eve bıraktılar. Gayet nazik bir şekilde ehliyetimi verdiler teşekkür ettiler ve:-Mehmet Bey çok iyi bir insana benziyorsunuz. Nasıl oldu da kırmızı ışıkta geçtiniz diye samimi bir şekilde sordular. Ehliyetimi aldıktan sonra rutin işlerime döndüm çalışmaya başladım. Bir akşam posta kutumda adıma yazılmış kabarık bir zarf gördüm. Acele ile açtım. İçinden faturalar ve bir ceza kağıdı çıktı. Faturalar; Beni Hastaneye götüren ambulans, ambulansta görevli kişiler, klinikte muayene eden doktorlar, kısacası hastanede kime temas ettim ise hiç birisini unutmadan faturaya eklemişlerdi. İkinci fatura ise şehri dolaştırdıkları araba ve görevlilere ait idi. Hiçbir şeyi unutmamışlardı. Beraber olduğumuz iki saat içinde gittikleri tuvalet ücretlerine kadar her masrafı yazmışlar. Kırmızı ışıkta geçmek bana iki aylık kazancıma denk gelen bir faturaya mal olmuştu. Ek olarak da 200 EURO kırmızı ışıkta geçme cezası da cabası.Sonuç olarak ben artık Almanya’da asla kırmızı ışıkta geçmiyorum.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.