5yıldır İran ile Suudiler Yemen'de horoz dövüşü yapıyorlardı. Bu saçma dalaşınsürecinde ve sonuncunda Yemenliler aç biilaç perişan kaldılar. Çok ağır bedelödüyorlar. Büyük Şeytan yeni kurmaya başladığı daha doğrusu kurup piyasayasürmek için hazırladığı oyunu Yemen’de zulüm yaptırdığı Suudi Amerikalıköleleri ve BAE desteği ile sahaya sürüyor. Bu oyunun başlaması için deYemen’de barışı sağlayarak (Yemen Savaşını dondurup-erteleyerek) Körfez’dekisadık kölelerini (Suud ve BAE) Suriye sınırına yerleştiriyor. Bölgeden gelenhaberler de bunu doğruluyor.
Cambaza Bak (Bu kez YEMEN)
Savaş süresince 5 senedir Yemen için bir tek habere
bile rastlamazken, çok cılız aktivist seslerinin de duyulmadığını kabul
edersek, birden bire "Yemen Ölüyor" feryatları ile Yemen'e yapılacak
yardım için teyakkuza geçiriliyoruz. Gündemimiz Yemen oluveriyor. Bütün yardım
kuruluşlarımız kampanyalar düzenliyor. Gecikmiş bir çalışma evet ve derhal hız
vermeli, en ivedi şekilde acil olarak hayat kurtaracak insani yaşam
malzemelerinin bölgeye sevki ile ilgilenmeliyiz. Sadece yardım kuruluşları
vasıtası ile değil, Devletlerin de devreye girmesi ile çoğaltılmalı. Yalnız bu insani yardımları yapmaya
çalışırken, İnsanlık için yollara düşerken sınırımıza düşürülmeye çalışılan
ateşi de görmeliyiz.
Doğu Akdeniz Havzasında Türkiye'nin 572 yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak 3 ... 3,45 trilyon metreküp doğalgaz ve 1,7 milyar varil petrol bulunuyor. Suriye üzerinden bölgeyi yeniden dizayn etmenin asıl amacı bu Doğal Gaz ve Petrol Yataklarına sahip olmak olan Amerika; Bölgemizi kan gölüne çevirecek yeni oyununu kurarken bizler sadece yardımlara odaklanarak bakamayız, uyanık olmak mecburiyetindeyiz. Amerika Petrole ve Doğalgaza kimseyi ortak etmez. Kimse kendini kandırmasın. Ancak tüketici olarak katılabilirsin. AB Amerika’nın kendi topraklarında bulunan bu doğal kaynaklar üzerine çökmesinden çok da memnun değiller. Ama bizim konumuz Türkiye’miz üzerine kurulan bu cendereden nasıl çıkacağımız ile alakalı. Gezi ile başlayan, Hendek mücadeleleri ile devam edip. 15 Temmuz ile zirve yapan iç mücadelelerde başarısızlık göstermeyen silahlı kuvvetlerimiz ve halkımız için yorucu günler görünüyor. Ya çok güçlü olarak bölgedeki haklarımıza sahip çıkacağız. Ya esnek davranıp bize verilecek rol ile yetineceğiz. Birincisini başarırsak Bölge Lideri olacağız. İkincisi bizim için züldür zulümdür. Boyun bükerek yaşamak hevesinde olanlar için değil bu sözüm. Hali hazırda Ülkemizde manda altında mutlu mesut yaşamak isteyen pek azımsanmayacak elit bir topluluğun varlığını da inkâr etmemek gerek. İstanbul işgal edilirken İngiliz Askerlerini çiçeklerle karşılayanların torunları günümüzde Zulüm 1453’te başladı diyerek beklemekteler.
Aslında belki de hadi canım oradan deyip yok sayarsak
bir müddet daha rahat yaşayabiliriz. Yani sınırımıza yapılacak Suudi ve BEA
şeytanları ile büyütecekleri ateşi tamamen körfeze yaydıkları zamana kadar.
Yani Siyonistlerin güdümünde ki Mısır’ın Suudilere taraf olarak, Kuveyt ve
Katar gibi ülkelerin de savaşa girmesi ile Azerbaycan, Pakistan ve
Afganistan'ın da dâhil olması ile çıkarılacak yeni savaşın akıtacağı Müslüman
ve mazlum kanından AB ve Batılı emperyalistleri rahatsız etmeyeceği kesin.
Bizler de bu ihtimalleri düşünmeden rahat uyuyabiliriz. Ama bu uyku ancak
sınırda kaybedeceğimiz ilk çatışmaya kadar sürer. Unutmamak lazım ki; Bir ateş
çemberinin içinde yaşıyoruz. Her ne kadar içinde bulunduğumuz ekonomik
şartların zorluğu ile karşı karşıya zorlanıyor olsak bile. Normal zamanlarda bu
ateşin sınırlarımızı yakmaya başladığı bir süreçte ekonomik göstergelerin
şaşılacak derece de çok iyimser olduklarını da söylemek
Gerekiyor. Bize sağlanan bu seküler konformizm içinde uykumuzdan uyanmak için çaba göstermiyoruz. Ama uyandığımızda çok geç olabilir.
Sınırlarımızda kaybedeceğimiz ilk çatışma, ilk moral bozukluğu ile içeriden ve dışarıdan oluşturulacak ayaklanmalara karşı teyakkuzda olmaz isek. Bugüne kadar yaşadıklarımızın kat be kat büyüğü bir kaotik ortamla karşı karşıya gelebiliriz. Yani tehlike her zamankinden daha büyük. Bölgede, gruplar keskinleşmeye ve birbirine diş bilemeye, birbirlerine saldırmak için silahlarını çoğaltmaya başladılar. Ufak manevralar, salvolar ile birbirini tartmaya da. Cemal Kaşıkçı cinayeti bunlardan sadece bir tanesi.
Evet, Yemen'e yardım edelim ama gözlerimizi sınırlarımızdan ayırmayalım. Çıkarılmaya çalışılan büyük Körfez Savaşını önce engellemek için eğer çıkarılırsa da kazanabilmek için hazırlıklı olalım. Büyük Şeytan kendisinin taraf olduğu bir savaşın bölge ülkelerini birliğe sevk edeceğini düşünür ve bilir bu sebeple ki gene piyonlarını sahaya sürerek, safları belirler. Bölgemizde bulunan ve genel olarak sınırları Harita üzerinde cetvel ile belirlenmiş, tarihi bilinçten ve İslami şuurdan uzak sözde devletlerin kukla yöneticileri de bu safların kalınlaşmasına engel olmak yerine destek verirler.
Sonuç olarak; Kopartılmak istenen büyük fırtınadan haberdar ve hazırlıklı olmak zorundayız... İkilikleri bir kenara bırakmalı birlik içinde hareket etmeliyiz. Yaklaşan Yerel Seçimlerde söylemlerimize azami dikkat etmeli, kutuplaşmaları arttıracak her sözden uzak durmalıyız. Bu sebeple oluşturulacak seçim koalisyonlarına çok önem veriyorum. İç işlerimizde kavgalı olsak da özellikle oynanmak istenen oyunlara karşı Ülkemizin yanında olduğumuzu her zaman haykırmalıyız. Tarih boyunca mücadele alanı olan Anadolu’ya en çok bizler Müslüman Türkler yakıştı. Dalga dalga haçlı saldırılarının ardı arkası kesilmedi ama dik duruşumuz ile hepsini püskürttük. Bu kez Doğumuzdan gelmek istiyorlar. İnanıyorum ki onları da doğduklarına pişman edeceğiz. Dik durur safları sık tutar ve sarsılmaz isek; Öyle bir kaçacak ki oyun kuranlar. Bir zaferin daha şimdiden muştusunu paylaşmış olayım