Kurul, "mazbataların geçerli olduğunun ve seçilenlerin görevlerine devam ettiğinin tespitine karar verilmesi" talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin gerekçesinde, siyasi partilerin seçimli kongrelerinde ilçe seçim kurullarının gözetim ve denetim görevinin seçim süreciyle başladığını, seçim sonuçlarının tutanağa bağlanması ve itirazların kesin karara bağlanmasıyla sona erdiğini belirtti.
Kararda, siyasi partilerin kongrelerinde yapılan organ seçimleri dışındaki gündem maddeleri, alınan kararlar ve kongrenin iptaline yönelik taleplerin seçim kurullarının görev alanında bulunmadığı vurgulandı.
YSK, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 21. maddesinde seçim sonuçlarını etkileyecek usulsüzlüklerin tespiti halinde seçimlerin iptaline karar verilebileceğinin düzenlendiğini ancak bu yetkinin yalnızca seçim günü ve seçim sürecindeki işlemlere ilişkin itirazların incelenmesiyle sınırlı olduğunu ifade etti.
Kararda, seçimlerin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, oy verme işlemleri ve tutanakların düzenlenmesine ilişkin hususların seçim hukuku kapsamında değerlendirilebileceği belirtilirken, Türk Medeni Kanunu ve Dernekler Kanunu hükümleri çerçevesinde maddi hukuk yönünden delil değerlendirmesi gerektiren iddialar konusunda seçim kurullarının herhangi bir görev ve yetkisinin bulunmadığı kaydedildi.
YSK, Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı inceleme merciinin Yargıtay olduğunu hatırlatarak, Yüksek Seçim Kurulunun hukuk mahkemelerinin kararları bakımından temyiz mercii olmadığını vurguladı.
Kurul, tam kanunsuzluk iddiasıyla yapılan başvuruda Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 21 Mayıs 2026 tarihli kararının denetlenmesinin talep edildiğini, ancak söz konusu kararın temyiz merciinin Yargıtay olması nedeniyle YSK tarafından incelenmesinin mümkün olmadığını belirtti.
Gerekçede, Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin kararının devam eden bir kongre veya kurultaya değil, daha önce gerçekleştirilmiş kongre ve kurultaylara ilişkin olduğu ifade edilerek, seçim iş ve işlemlerinin yürütülmesine yönelik YSK tarafından bu aşamada alınması gereken bir karar bulunmadığı kaydedildi.
"Yetki Gaspı Olarak Değerlendirilmedi"
Kararda ayrıca, Anayasa ve ilgili kanun hükümleri doğrultusunda YSK ve seçim kurullarının seçimlerdeki yönetim ve denetim faaliyetlerinin seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrası olmak üzere üç aşamada ele alındığı belirtildi.
Cumhurbaşkanlığı, milletvekilliği ve mahalli idareler seçimlerinden farklı olarak siyasi parti kongreleri, sendikalar ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının seçimlerinde seçim kurullarının sınırlı yetki kullandığı ifade edilen kararda, seçim öncesine ilişkin işlemler bakımından seçim kurullarının denetim ve gözetim yetkisinin bulunmadığı vurgulandı.
YSK, siyasi parti kongrelerine ilişkin seçim öncesi işlemler hakkında Türk Medeni Kanunu, Dernekler Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri çerçevesinde adli yargı mercilerince verilen kararların, Anayasa'nın 138. maddesi kapsamında "yetki gaspı" olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaştı.